21- Av. Okan Kadir Bektaşoğlu

MAZLUMDER Cezaevi Söyleşilerinin 21.’si, Türkiye ve dünyadan cezaevi pratiklerini aktaran Av. Okan Kadir Bektaşoğlu ile yapıldı.

Özellikle cezaevlerindeki hasta mahpusların sorunlarını vurgulayan Bektaşoğlu, hastaneye ve doktora ulaşmanın başlı başına bir problem olduğunu söyleyerek, “Cezaevi fiziki koşulları ve şartları birçok mahpusu hasta ediyor, rutubetli, güneşsiz ve hijyensiz ortam dolayısıyla sağlıklı insanlar bile cezaevlerinde ağır hastalıklara yakalanabiliyor” dedi.

Cezaevlerinde genel olarak yemeklerden şikayetçi olunduğunu söyleyen Bektaşoğlu, bunun sebebinin kullanılan malzemenin kalitesizliği ve yemek yapılırken özensiz davranılması olduğunu belirtti. Konuyla ilgili MAZLUMDER Cezaevi Komisyonu Başkanı Av. Kaya Kartal ise her yetişkin mahpus için bakanlığın belirlediği günlük iaşe bedelinin 5 TL olduğunu, bunun kaliteli ve çeşit yönünden zengin bir yemek imkanı sunmaktan uzak olduğunu vurguladı.

Konuşmasına Çocuk Cezaevlerinde yaşanan sıkıntılarla devam eden Okan Kadir Bektaşoğlu, 14-18 yaş arası çocukların aynı yerde tutulduklarını, bunun yer yer kamuoyunun da gündemine gelen bir takım sıkıntılara kapı araladığını ifade etti.

Daha sonra hukukta genel bir ilke olarak ‘suçun ve cezanın şahsiliği’ ilkesine değinen Bektaşoğlu, cezaevinin kendisinin bu ilkeye aykırı olduğunu, özellikle kişilerin ailelerinden uzak yerlere sevk edilerek ailelerine de ceza çektirildiğini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Cezaevlerinde görüş ve iletişim imkanları çok yetersiz, en azından annelerin hapsedilmiş çocuklarını tıpkı avukatlar gibi rahat yollarla ve aynı sıklıkla görmelerinin önünün açılması insani bir gerekliliktir, aile görüş imkanlarının ve sürelerinin artırılması da gerekiyor”.

Bazı cezaevlerinin kapasitesinin çok üzerinde mahpus barındırdığını ifade eden Av. Bektaşoğlu, Urfa cezaevinde mahpusların vardiya usulü uyuduklarını anlatıp, özellikle kadın cezaevlerinde yer sıkıntısının ciddi olduğunu belirtti.

Av. Okan Kadir Bektaşoğlu, dünya örnekleri bağlamında Türkmenistan’da ziyaret ettiği cezaevinden örnekler vererek şunları söyledi: “Türkmenistan’daki cezaevinin şartları çok kötüydü, koğuş duvar yüksekliği 1 m. 25 cm. idi ve insanlar iki büklüm duruyorlardı. Zehirli hayvanlar yaygındı ve birçok ölüm vakası gerçekleşmişti”.

Konuşmasının son bölümünü mahpuslarla dayanışmak için ve cezaevlerindeki ihlallere karşı neler yapılabileceğine ayıran Bektaşoğlu, en ufak adımların dahi ihlallerin önlenebilmesine ve tecridin kırılmasına katkı sağlayabileceğini, özellikle mahpuslara mektup yazmanın, kitap göndermenin ve onların mektuplarına cevap yazmanın mahpuslar için büyük bir moral kaynağı olduğunu anlattı. Bektaşoğlu, cezaevleriyle ilgili hassasiyetin yaygınlaştırılabilmesi için, MAZLUMDER ve ilgili diğer sivil toplum kuruluşlarının cezaevleriyle ilgili gerçekleştirdikleri eylem, panel, söyleşi, sergi, vb. etkinliklere katılma ve konunun yakın çevreyle konuşularak gündemde tutulması önerisinde bulundu.

Söyleşi sorulan soruların cevaplanmasının ardından sona erdi.

Söyleşi ile ilgili linke buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s