1 – Yakup Köse

1996 yılında 14 yaşında iken Çeçenistan ile ilgili bir gösteri yürüyüşüne katıldığı için İBDA-C Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla yargılanıp idam cezası alan ve 10 yıl hapis yatan Yakup Köse, ilki gerçekleştirilen MAZLUMDER Cezaevi Söyleşileri’nde yaşadıklarını anlattı.

MAZLUMDER Cezaevleri Çalışma Grubu tarafından organize edilen programda ilk olarak MAZLUMDER İstanbul Şube Başkan Yardımcısı ve Cezaevleri Çalışma Grubu Başkanı Av. Kaya Kartal bir konuşma yaptı.

Kartal, cezaevleri ile ilgili bir yıllık bir kampanya başlattıklarını, raporlarını kamuoyu ile paylaştıkları cezaevi ziyaretleri ile başlayan çalışmaların söyleşiler, raporlar, belgesel-film gösterimleri, cezaevlerine mektup gönderme gibi etkinlikler ile devam edeceğini belirtti. Bugün Türkiye’de cezaevlerinde yaşanan ihlallere karşı kamuoyunun duyarsız olduğunu belirten Kaya Kartal, “Cezaevlerinde hiçbir sorun yokmuş gibi bir algı var ancak mevcut durum böyle değil. Birçok mahpus hak ihlallerine ve tecride maruz kalıyor. Özellikle mahpusların aileleri ile görüşmeleri noktasında ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi.

Kartal’ın ardından Yakup Köse yaşadıklarını anlattı. Köse ilk olarak girdiği Antalya E Tipi Cezaevi’nde kendisine hırsız muamelesi yapıldığını, merdiven altında 7-8 kişinin saçlarını kazıyıp hücreye gidene kadar kendisini darp ettiklerini söyledi. Henüz 14 yaşında olduğu için cezaevinde kullanılan hukuki kavramları bile bilmediği için trajikomik durumlarda kaldığını da belirten Köse, “Ben bana yaşatılanları unutmayacağım, siz de unutmayın, çünkü unutmak en büyük felakettir” dedi. Antalya’dan sonra Nazilli E Tipi Cezaevi’ne gönderildiğini anlatan Yakup Köse, burada da ‘Hoş geldiniz karşılaması’ adı altında dayaktan geçirildiğini, dönemin cezaevi müdürünün ‘Bunu tek kişilik hücreye koyun, yemek de vermeyin’ dediğini, hücreden çıkarıldıktan sonra ise 18 yaşından küçüklerin yasal olarak adli koğuşa konulamayacağı halde adli koğuşa konulduğunu ifade etti.

Yakup Köse konuşmasının devamında “Bana ve benim gibi kişilere yapılan hukuksuzluklar giderilmeden sisteme karşı saygı duymam mümkün değil. Yaşadığım hukuksuzluğun giderilmesi için de sonuna kadar mücadele edeceğim” dedi. Nazilli’den sonra İzmir’e gönderildiğini söyleyen Köse, “İzmir DGM çıkışında basın mensupları fotoğraflarımı çektiler. Ben de artık birileri bana yapılan haksızlıkları gördü ve sesimi duydu diye sevindim. Ama ertesi gün bir gazetede fotoğrafımın altında ‘Manisalı çocuğa kelepçe’ yazıyordu. Beni küçük olduğum için Manisalı çocuklardan sanmışlardı. O dönemde bana kimse sahip çıkmadı. Ailem de nerede olduğumu bilmiyordu. Biz içerde çile çekerken ailelerimiz de dışarıda çile çekiyorlardı. Haksızlığa karşı susmak dilsiz şeytanlıktır. Bu yüzden MAZLUMDER’in başlattığı cezaevi çalışmalarını çok önemsiyorum” dedi.

25 Ocak 2000 tarihinde Bandırma Cezaevi’nde yapılan Noel Baba Operasyonunu ise “Bandırma Cezaevi’nde Noel Baba bize bir şey hediye etti” diyerek anlatan Köse bu operasyonda yaşadıklarının Gazze’de ve Suriye’deki görüntüleri aratmadığını, kendilerine gökten mermi ve gaz bombası yağdırıldığını söyledi. Mescitlerine postallarla girip arama yapılması isteğini reddettikleri için bunu bir direniş olarak addedip bu operasyonu gerçekleştirdiklerini ifade eden Yakup Köse şunları söyledi: “Birçok kişi Noel Baba Operasyonunda ağır yaralandı. Zaten suçlu olarak bizi kabul etmiş ve orada hapseden devlet bizi korumakla görevliyken bizi bombaladı. Bugün eğer Müslümanlar biraz daha rahat yaşıyorsa bu bizim çektiğimiz çileler ile olmuştur. Bugünkü sözde özgürlük ortamında hala benim tutuklanmam an meselesidir. 28 Şubat’tan sonra hakkımda tam 42 dava açıldı. 28 Şubat’ı gerçekleştirenler hakkında suç duyurusunda bulunduktan 1 yıl sonra aynı gün zaman aşımından dolayı düşmüş olan bir davamın dosyası tozlu raflardan çıkarıldı, tekrar işleme koyuldu ve 1 yıl hüküm yedim”.

Müslümanların ihlallerin yaşandığı konularda birlik olup mücadele etmeleri gerektiğini söyleyen Yakup Köse, 28 Şubat döneminde yalnızlıktan dolayı zulüm gördüklerini belirtti. Köse, bugün yapılabilecekler noktasında ise cezaevindeki kişilere mektup ve kitap gönderilmesinin, ailelerini ziyaret edilerek moral verilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Program katılımcıların sorularının cevaplandırılması ile son buldu.

 Söyleşi ile ilgili linke buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s